baslik

Bu kitapta, bizim toplumumuzda yaşayan, içinden geçtiğimiz özgül tarihin doğal ürünü, pek çok etnik ve dini kökenden, kimlikten gelen insanların, kadın ve erkeklerin, yaşlı ve gençlerin fotoğrafları var. Bazıları yerel kılık ve kıyafetleri içinde. Her şeyleriyle birlikte, bunlar da bize özgü olan bu olağanüstü çeşitlilik ve zenginliği yansıtıyor. Ama bu insanlar bu kumaşları dokumaya, böyle kesilmiş elbiseler giymeye başladıkları zaman da bundan yüzlerce yıl sonra da çevrelerinde başka türlü kumaş, başka türlü kesim görmemişlerdi veya çok az görmüşlerdi. Yerel, ulusal geleneklerin (ve onların içinde biçimlenmiş kimliklerin) varlığı birçok bakımdan bu kısıtlılığa dayanır. Yalnız kılığa değiniyorum, ekonomik yazabilmek için, ama elbette ki her şey bu çerçeveye giriyor ve kılıktan musikiye, üretim tekniklerinden konut yapımına her şey, çeşitli insan topluluklarının çevrelerine, koşullarına verdikleri cevabı, varolmak için buldukları yolları, hayatı güzelleştirmek için ortaya koydukları yaratıcılığı sergiliyor. Bu bakımdan son derece değerli ama aynı zamanda bir “kapalılık” ürünü. Sanayi devriminden bu yana inanılmaz bir hızla gelişen iletişim imkânları bu kapalılığı ortadan kaldırdı. Öyle sanıyorum ki önümüzdeki döneme, fusion yani “karışma” ve “kaynaşma” mantığı damgasını vuracaktır.

© copyright 2002, Attila Durak
 
 
Sünni Arap, Urfa
Ağustos 2002

Dolayısıyla, yukarıda Monod’dan aldığım sözü, çakıl taşına değil, bu fotoğraflarda yansıyan antropolojik zenginliğe uygulayarak bitiriyorum: “Böyle olmaya her türlü hakları var; böyle olmaları da zorunlu değildi, böyle kalmaları da zorunlu değil.”

© copyright 2006, Attila Durak
 
Sünni Türk, İstanbul
Şubat 2006

Ebru: Kültürel Çeşitlilik Üzerine Yansımalar (Metis Yayınları, 2007) adlı kitaptan kısaltılarak alınmıştır.